AHMET CEVDET PAŞA


AHMET CEVDET PAŞA
 -İBDA İLE GEÇEN BİR HAYAT-

M.Şakir Bilmez

Devir Tanzimat devri, batılı tarafından ''Hasta adam'' olarak yaftalanan Osmanlı hayatiyetini devam ettirmek için bir kurtuluş recetesi aramaktadır.Fakat kafalar çok karışıktır. Osmanlı'nın hiç bir döneminde bu kadar fikir kargaşası yaşanmamıştır. Ve o günden bu güne devam eden batılılaşma, köklerimizden kopma, namusumuzu, hüviyetimizi yitirme çağımız başlamıştır, Ahmet Cevdet Paşa O devrinin ince anlayışı, keskin zekası ve derin ilmi vukufiyetiyle temayüz etmiş gerçek bir aydın ve namuslu bir devlet adamıdır. 25 Mayıs 1895 te vefat eden Ahmet Cevdet Paşa'yı vefatının 114. sene-i devriyesinde bir kez daha anlamalı ve o meş'um devir hala kapanmadığından manası unutturulmamalı ve yaşatılmalıdır.

Tanzimat devrinin İttihat ve Terakki'ci müptezel ''sahte kahramanlar''ına mukabil gerçek bir kahraman, İlim, hukuk ve büyük devlet adamı, Osmanlı Devleti'nin mümtaz şahsiyetlerinden olan Cevdet Paşa; 1823 yılında Bulgaristan'ın Lofça(şimdiki adı Loveç) kasabasında doğdu. Asıl adı Ahmet olup Cevdet mahlasını İstanbul'da eğitim gördüğü sırada Şair Süleyman Fehmi Efendi'den almıştır. Babası Lofça ileri gelenlerinden ve meclis azasından Hacı İsmail Ağa, annesi yine Lofçalı Topuzoğlu hanedanından Ayşe Sümbül Hanım'dır.

''Yükseltici Aşk vecd ve samimiyet'' devrimizin kapanmasıyla oda kuruyup meyve veremez hale gelen Osmanlı medresesinin ''çürütücü taklitçilik'' dönemi içerisinde yetişmiş ender şahsiyet ve devlet adamlarındandır. Arapça Farsça,Fıransızca ve Bulgarca'yı fasih bir şekilde bilen Ahmet Cevdet Paşa zamanının tasavvuf alimleri arasında husisi bir mevkii bulunan Kuşadalı'lı İbrahim efendiden de müstefit olmuştur....Ayrıca tasavvufa ait serar-ı bergüzideyi asla ihmal etmemiş muhyiddin-i Arabi hazretlerinin bu mevzuylaal alakalı bütün esrlerini okumuştur.(Tarihi Cevdet, 1.cilt)

Ahmet cevdet paşa daha talebelik yıllarından başlayarak devlet kadrolarında görevler almış baş döndürücü bir çalışmayla kendisine verien bütün vazifeleri hakkıyla yerine getirmiş gerçek bir fikir ve aksiyon adamıdır. ''Çağından mes'ul'' gerçek aydın hüviyetiyle devrinin ilmi, siyasi, itisadi bütün sorunlarına cevap vermeye çalışmış tarih fıkıh-hukuk edebiyat ve şiir dalında nadide eserler vermitir. Kurtuluşu batılılaşmada arayan tanzimatçı küfür yobazlarına mukabil, batının müsbet bilgi birikimini inkar etmemekle beraber kurtuluşumuzun İslam'a sımsıkı sarılmakla mümkün olabileceğini savunmuştur.Dinde "ince anlayış"ı ve basireti kendisine istisnaî bir mevki kazandırırken fikirlerini hazmedemeyen bazı hasetçi çevreler Ahmet Cevdet Paşa ile uğraşmaya başlamışlardır. Nitekim Şeyhülislamlık görevine getirilecekken makamı ilmiye sınıfından mülkiyeye değiştirilmiş . Dolayısıyla "Efendi"likten alınıp "Paşa" lığa geçirilmiştir.

Ahmet Cevdet Paşa Divan-ı Ahkam-ı Adliye başkanlığı esmasında Tanzimat dönemi batcı devlet ricalinin Osmanlı müesseselerine batıcı bir şekil verme temayülünün hat safhalara ulaştığı zamana rastlamıştı. Bu tesir öyle bir safhaya ulaştı ki asırlardan beri teşekkül etmiş olan milli hukukumuz, islam hukuku kifayetsiz görülüp batıdan kanun alma arzuları ortaya atıldı; Ali ve fuat paşalar Fıransız medeni kanununun tercüme edilerek Osmanlı devletine tatbik edilmesi gerektiğini ilreri sürüyorlardı.Ahmet Cevdet paşa ise İslam fıkhının en zengin kolu olan Hanifi fıkhının sistemleştirilerek kanun haline getirilmesini teklif ediyordu nihayet Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında ''Mecelle Cemiyeti''adıyla bir ilmi heyet oluşturuldu. Memleketin en kıymatli fıkıh alimlerinin iştirakiyle oluşturulan bu meclis islam fıkhını sistematik kanun kalıpları haline getirerek bütün Müslümanların çok kıymet verdiği Mecelle-i Ahkamı Adliye isimli kitabı hazırladı.1877 yılında Abdulhamit han tarafından uygulamaya geçirilen Mecelle 1926 da TC tarafıdan kaldırılarak yerine yine batıdan fakat bu sefer isviçreden alınan medeni kanun getirildi.

Ahmet Cevdet Paşa batılılaşmaya karşı çıkarken aynı zamanda batının metod ve form larından nasıl yararlanılacağını Mecelle de gösermişti. Aynı zamanda batıyı iyi bilen bir hukukçu. kurtuluşu batışılaşmada görenlerle girdiği çetin mücadele sonucunda hazırlayıp yürürlüğe koyduğu bu eseri hakkında hissiyatını şöyle dile getirir: "Avrupa kitasinda en evvel tedvin olunan kânunnâme, Roma Kânunnâmesi'dir ki, Kostantiniye (Istanbul) sehrinde ilmî bir cemiyet tarafindan tertip ve tedvin olunmustu. Avrupa kânunnâmelerinin esasidir ve her tarafta meshur ve mûteberdir. Fakat Mecelle-i Ahkâm-i Adliye'ye benzemez. Aralarinda pekçok fark vardir. Çünkü o, bes alti kânun bilen zat tarafindan yapilmisti, bu ise bes alti fakih (Islâm Hukûkunu bilen) zat tarafindan, Allahü teâlânin koymus oldugu yüce Islâm dîninden alinmistir. Avrupa hukukçularindan olan ve bu defâ Mecelle'yi mütâlaa ve Roma kânunlariyla mukâyese eden ve her ikisine de sâdece birer insan eseri nazariyla bakan bir zat dedi ki: "Dünyâda, ilmî bir cemiyet vasitasiyla iki defâ kânun yapildi. Ikisi de Istanbul'da oldu. Ikincisi; tertibi, düzeni ve içindeki meselelerin hüsn-i temsil ve irtibati dolayisiyla evvelkinden çok üstün ve müreccahtir. Aralarindaki fark da, insanin o asirdan bu asra kadar medeniyet âleminde kaç adim atmis olduguna bir ölçüdür." (Târih-i Osmanî Mec. No. 47, s. 284

Üstadın Ahmed Cevdet Paşa'ya ilgisi ve taktirleri bütün külliyat boyunca karşımıza çıkar. "Nâmık Kemâl" biyografisinden, "Doğru Yolun Sapık Kolları"na kadar birçok dinî ve tarihî eserinde, onun tarihinden ve "Kısas-ı Enbiya"sından faydalanmıştır.Onun için :Ulu Hakan Abdulhamit Han kitabında şöyle der: ("Kısası Enbiya", "Tarih-i Cevdet" ve "Mecelle" gibi ölmez eserlerin sahibi Cevdet Paşa, üstün verim çağını onun zamanında idrak etmiştir.Ahmet Cevdet Paşanın Büyük Atabey Abdulhamit han'la alakası ve fikri bağları çok kuvvetlidir. Abdulhamit Hanın bir kurmayıdır aynı zamanda. Bizzat onun emir ve teşvikleriyle yazdığı Ma'ruzat, Tezakir-i Cevdet Divançe i Cevdet gibi müstakile serleri ve zamanının ihtiyaclarına yönelik yazdığı raporları bu bağın muşahas örnekleridir.

O'nun nazarında Cumhuriyet adi bir yönetim biçimidir. ''Herkes her türlü hususta eşittir'' diyerek hürriyet naraları atanlar ise alçaktırlar.(Tarihi Cevdet, C:1, S: 29 ) Tanzimatçı küfür yobazlarından Mithat Paşanın ortaya attığı fikilere şiddetle karşı çıkar. O'na göre ülkenin içine sürüklendiği zihin karışıklığının mesulü Mithat Paşadır. Padişahlığı kaldırıp Cumhuriyet ilan etmeyi düşünmek, Osmanlı sancağına ''Bizim Hıristiyan tebamız da var'' diyerek haç işareti ekletmeyi tasarlamak, hatta bu sancağın bir örneğini bile yaptırmak gibi cinayetlerin sahibi Mithat Paşayı Yıldız Mahkemesi Abdülaziz'in katlinden dolayı suçlu bulurken, Ahmet Cecdet Paşa ve Gazi Osman Paşa Mithat Paşanın İdamını İsterler.

Gerçek kahramanları sahtelerinden ayırıcı İBDA misyonuna muvafakat cehdiyle büyük bir dahiyi yad etmeye çalıştık. Hayatı aralıkız İBDA ve inşa ile geçen Bu gerçek kahraman yaşasaydı elbette İBDA kadrosundan olurdu.

Eserleri

Tarih-i Cevdet:

Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa:

Tezakir-i Cevdet:

Ma'ruzat:

Mecelle: Ahmed Cevdet Paşa başkanlığında bir hey'et tarafından hazırlanmıştır.

Divançe-i Cevdet:

Kavaid-i Osmaniye:

Bize düşen aziz borç asırlık zamanlardan

Tarihi temizlemek sahte kahramanlardan

Merhum Üstad Necip fazıl Kısakürek.

O Gerçek kahramanlara layık olmak duasıyle...Ya Muntakim Allah...

dil bilgisi kitabıdır. Ayrıca Belagat-ı Osmaniye - Kavaid-i Türkiye, Takvim-ül Edvar-Miyar-ı Sedad, Adab-ı Sedat fi-İlm-il-Adab, Hülasatül Beyan fi-Te'lifi'l -Kur'an, Asar-ı Ahd-i Hamidi, Hilye-i Seadet, Ma'lumat-ı Nafia adlı eserleri çeşitli mevzulardan bahsetmektedir Gençliğinde yazdığı şiirleri, Sultan İkinci Abdülhamid'in emriyle bu kitapta toplamıştır. Sultan İkinci Abdülhamid'e 1839-1876 yılları arasındaki tarihi ve siyasi hadiseleri takdim etmek için hazırlanmıştır. Devrinin siyasi, içtimai, ahlaki cephesini anlatmıştır. 12 kısımdır. Cevdet Paşanın en tanınmış eseridir. Âdem'den itibaren birçok peygamberin, İslam halifelerinin, İkinci Murad'a kadar Osmanlı padişahlarının tarihinden bahseder. 12 cilttir. Osmanlı Devleti'nin 1774-1825 seneleri arasındaki tarihini anlatır.

BARAN dergisi, 119.sayıdan..

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !